Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

MELEKLERLE OMUZ OMUZA

 

Anadolu’da bir İmamHatip Lisesi’nde hikmetli bir öğretmen var. Düzenin bütün haşmetiyle üzerine çöktüğü bir okulda görev yaptığı halde ışık saçıyor gözleri. Hayalleri zifiri karanlıkla boğulmaya çalışılan çocuklar o ışığın aydınlığında yollarını buluyorlar. Yol "Gayret bizden, tevfik Allah’tan" yolu. İhtirasa da umutsuzluğa da mahal yok. "Biz işimize bakalım" diyor öğretmen; umutsuz vak’a damgası vurularak ölmeye terk edilen çiçeği, Tarkovski’nin "Kurban" filmindeki o bilge adam gibi telaşsız bir ısrarla suluyor. Ve şükürler olsun, kıpırdıyor çiçek. İmamHatip’li çocuklar öğretmenin ardından tekrar ediyorlar: "Biz işimize bakalım."

Zaferle değil, doğru olanı yapmakla mükellefiz. Doğru olanı yapanlar, mesela okullardaki başörtüsü yasağına direnen mesture öğrenciler, kısa vadede bir ‘zafer’ elde edemeseler de, kazananlardır. Allah’a inanıyorsak buna da inanalım. Muarızlarımızın göz kamaştırıcı gücüne aldırmadan ve maruz kaldığımız musibetlerin hayra matuf olabileceğini hiç aklımızdan çıkarmadan devam edelim yolumuza. İşimize bakalım. Alemlerin Rabbi’yle barışık; Gayb’a inanan, namazlarını kılan, kendilerine verilen rızktan infak eden, esenlik dağıtan, mazlumları kollayan, zulme meşru yollarla direnen, yeryüzünde vakarla karışık bir tevazu ile yürüyen ve kendilerine sataşan cahillere "Selam" deyip geçen iyi insanlar olmaya bakalım. Öyle yaparsak, Allah’ın rahmet ve bereketine nail oluruz. Ve Allah’ın rahmet ettiği, bereketlendirdiği insanları durdurabilecek bir barikat henüz keşfedilmedi.

 Yolun başına dönelim: Siyasi gözlemcilere göre Resulullah (as) ve ashabının hiç şansı yoktu...

  "Esselamu Aleykum

Ya Nureddin"

  "Nureddin" diye bir film projem var. Kudüs’ü çok sevdiği için 17 sene ağır hapis cezasına çarptırılan bir adamın hikâyesi...

Final sahnesinin birinci planında genç bir adamın yüzünü görüyoruz. Adam "Esselamu Aleykum Ya Nureddin" diyor. Biraz daha geniş bir açıyla çekilen ikinci planda aynı adamı ve onun yanında birkaç adam daha görüyoruz. Bir ağızdan "Esselamu Aleykum Ya Nureddin" diyorlar. Üçüncü planda adamların sayısı 1015’e çıkıyor; "Esselamu Aleykum Ya Nureddin" sesi gürleşiyor. (Bu arada fark ediyoruz ki, Nureddin’i selamlayan kalabalık, Mescidi Aksa’nın önünde duruyor.) Dördüncü planda iyice genişliyor açı. Mescidi Aksa ve Kubbet’us Sahra’nın ortasındaki alanda toplanmış yüzlerce insan görüyoruz. Yine bir ağızdan "Esselamu Aleykum Ya Nureddin".



Zeytin Dağı’ndan çekilen beşinci ve son planda ise Kubbet’us Sahra merkezli o meşhur Kudüs resmi var. Kudüs, "Esselamu Aleykum Ya Nureddin" diyor.Bu filmi çekmek nasip olur veya olmaz. Her halukarda Nureddin Şirin’e selam olsun. O, Kudüs’e en çok yakışan arkadaşımız. 


İfrat, tefrit ve bir şiir

  Birkaç sene öncesine kadar Batı’sız bir dünya tasavvurumuz vardı. 28 Şubat’tan sonra ise dünya sadece Batı’dan ibaretmiş gibi davranmaya başladık. Birincisi ne kadar yanlışsa, ikincisi de o kadar yanlış. Hatta ikincisinin daha yanlış olduğu bile söylenebilir, çünkü Washington’da, Strazburg’ta, Brüksel’de şiirin ş’si bile yok. Kopenhag Kriterleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de, görünürde çok faydalı şeyler olmakla beraber, beni hiç heyecanlandırmıyor. Bunları, daha önce iki kere yayımlanmış bir şiirimi tekrar piyasaya sürmeme zemin teşkil etsin diye yazdım. İşte o şiir; "Nil’de bir sandal":

  Asya’ya vurgunum doktor, elimde değil
Afrika’ya da içim gidiyor
Buram buram Buhara kokuyor düşlerim
Ve çöl
Ve Madagaskar
Vesaire

  Anlıyorum doktor, Avrupa bizim kaderimiz
Külahım heyecanla dinliyor seni
Nil’de bir sandal olmak geçiyor içimden
Ve çöl
Ve Madagaskar
Vesaire

 

 

 

 

 

Hakan Albayrak

Gerçek hayat